Hem gezi öncesi araştırırken hem de gezerken gördüm ki Roma’da sınırsız kombinasyonda plan mümkün; rehberli turlar, galeriler, pek çok farklı mimari dönemden kalan binalar, yeme içme noktaları, meydanlar, kiliseler…
İşleri kolaylaştıracak, gezilecek yerleri içeren Roma Gezi Rehberi:
Kolezyum, Roma Forumu, Palatino Tepesi
MS. 72 yılında yapımına başlanan Kolezyum, Roma’da görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Online bilet almak, sıra beklememek ve hızlı giriş sağlayabilmek için oldukça önemli; giriş saatinden önce gidip Kolezyum’u dışardan uzunca izlemek içini gezmek kadar keyifli olacaktır.
https://ticketing.colosseo.it/en/

Vaktiniz olursa rehberli gezmeyi tercih edebilirsiniz. Ancak Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi’ni kapsayan biletle rehbersiz gezinin bile 3-4 saat aldığını göz önünde bulundurmak gerekir, tabanlara kuvvet!
Roma Forumu ve Palatino Tepesi tek birer alanmış gibi anlaşılsa da içinde gezilecek pek çok tapınak, bazilika hatta stadyum gibi farklı yapılar bulunuyor.

Circus Maximus
Kolezyum, Roma Forumu ve Palatino Tepesi gezisinin ardından, tepenin hemen altında kalan Circus Maximus’a yakın kapıdan çıkarak burayı da görebilirsiniz. Şu an sadece yeşil bir alan olarak görseniz bile eskiden hipodrom olarak kullanıldığını, şimdi ise büyük etkinliklere ev sahibi olduğunu bilmek gerekir.
Bocca Della Verita
Santa Maria Cosmedin kilisesinde bulunan ve hakkında pek çok efsane konuşulan kabartmaya verilen isim “Gerçeklerin Ağzı” anlamına gelmektedir.

Trastevere
Roma’da ulaşım kolaylığından bahsetmiştim ancak Trastevere’de metro durağı olmadığı için otobüs kullanmak ve yürümek aynı zamana denk geliyor. Bu nedenle Trastevere’nin sokaklarına ulaşmak için Tiber Nehri manzarasıyla 15-20 dakikalık bir yürüyüş yapmak çok doğru bir tercih olacaktır.
Trastevere’ye öğleden sonra gitmek, bir plan ve yol haritası olmadan sokaklarında gezmek, Roma: Yeme & İçme Rehberi’nde bulunan atıştırmalık noktalarında yeni lezzetler denemek ve güneş battıktan sonra kalabalık halini görerek akşam yemeğini bu bölgede yemek çok keyifli ve yarım günü fazlasıyla dolduran bir plan olacaktır. Nehrin diğer kıyısına geçecekseniz, geldiğinizden farklı bir köprü ile dönüş yürüyüşünü de daha keyifli hale getirebilirsiniz.

Pantheon
Roma’da en favorilerimden biri: Pantheon. Roma’daki tüm tanrılar için yapılmış bu tapınak çok iyi korunmuş olması ve etkileyici mimarisi ile en sevdiğim yerlerden oldu. Online bilet çok kritik değil, kısa bir kuyrukla oradan da bilet alınabiliyor. Ne de olsa kuyruk Roma’nın diğer adı.

Hadrian Tapınağı
Karşısındaki tatlı kafeleri ile günümüze ufak bir kısmı kalan tapınak yürüyüş yolunuzda mutlaka karşınıza çıkacaktır.
Piazza Navona
En sevdiğim meydan! Roma’da pek çok meydan var ancak burası geniş ve tarihi yapılanması, çeşmeleri ve etraftaki restoranların görüntüsü ile en sevdiğim meydan oldu. Hediyelik eşya alabileceğiniz, sokak sanatçılarının performanslarını izleyebileceğiniz ve mimarinin keyfini sürebileceğiniz çok keyifli bir meydan!
Daha önce bir stadyum olarak kullanılan, sonra Bernini’nin eserleri ile süslenen ve Sant’Agnese In Agone kilisesinin de bulunduğu bu meydanı mutlaka listenize almalısınız.

Campo de Fiori
Çiçek Tarlası anlamına gelen ve Ortaçağ’daki durumdan bu adı alan meydan belirli bir saate kadar meyve, sebze ve çiçek satılan bir pazarken akşam üstü restoranların canlandığı bir alana dönüyor. Çokça adını duyduğumuz ancak tokluğun üst seviyelerinde olduğumuz için yemek yiyemediğimiz La Carbonara da bu meydanda yer alıyor.
Trevi Çeşmesi
Konakladığımız otelin konumu nedeniyle günde üç kez önünden geçebildiğimiz için her saatte gözlemleyebildik. Ancak ne yazık ki fotoğraf çekinmek veya doyasıya bu mimari şaheseri izlemek için yeteri sakinliğe bir türlü denk gelemedik. Trevi Çeşmesi’ndeki havuza para atınca tekrar Roma’ya gelineceği ya da dileklerin gerçek olacağı inancını unutmamak gerekir!

Villa Borghese
Roma’nın hangi tarafına gitsek “Bu nasıl olmuş?”, “Bu kadar da güzel olunmaz!” diyerek yürüdüğümüz yetmez gibi rotamızda bir de Villa Borghese var. Keşke daha uzun vaktimiz ve daha dinlenmiş ayaklarımız olsaydı da tüm parkı uçtan uça keyifle gezebilseydik! Sokak sanatçıları, yürüyüş veya koşu yapan İtalyanlar; içeride bahçeler, galeriler… Girişte parkı anlatan haritada bahsedilen 95 nokta bulunuyor; gezip görmek istediğiniz kadarına göre bir zaman ayırmak iyi olacaktır.

Biz Viale Giorgio Washington caddesi üzerinden parka girerek Temple of Aesculapius ve Fonte Gaia’yı takip edip Terraza del Pincio’da manzaranın tadını çıkardık. Biraz dinlenerek bu tepeden Piazza Del Popolo’ya inmeyi tercih ettik.

Piazza del Popolo
En sevdiğim ikinci meydan! Piazza Venezia’dan yani Vittorio Emanuele II Abidesi’nden başlayıp Via del Corso caddesini tamamen yürüyünce çıkılan o güzel meydan; bir yanı Tiber Nehri, diğer yanı da Villa Borghese.
İspanyol Merdivenleri
Etraftan yiyecek ve içeçek bir şeyler alıp mola vermek için çok güzel bir meydan, gördüğümüz kadarıyla görevli polisler yasak nedeniyle belirli zamanlarda merdivenlerden kaldırıyor. Merdivenleri çıkıp hem aşağıdaki manzaraya bakmakta hem de Trinità dei Monti’yi görmekte fayda var.
Castel Sant’Angelo
Hadrianus tarafından anıt mezar olarak inşa ettirilen ama daha sonra Papa tarafından kullanılan; şimdi ise ziyarete açık bu kale Roma’da görmeye alıştığımız yapılardan farklı bir mimari bakış açısına sahip. Kale kadar görülmeye değer olan yer ise Tiber Nehri üzerinden kaleye geçişi sağlayan ve Bernini’nin heykellerini taşıyan köprü…
Bonus: Kalenin en üst alanına çıktığımızda güneş batmak üzereydi, eğer rotanıza uygunsa kaleyi günbatımı saatine alıp Vatikan’ı ve pek çok farklı açıyı gün batımında seyredebilirsiniz.
Vatikan
Biz bu seyahatimizde şöyle bir gezip görmüş olmamak, gerçekten önemli bir vakit ayırıp doyasıya keşfedebilmek için Vatikan’a yer vermedik. Ama şehrin pek çok köşesinden manzarasını görmek bile büyüleyiciydi.
Marcellus Tiyatrosu
Nasıl olur gitsek mi derken görünce iyi ki gelmişiz dediğimiz yapıtlardan biri; özellikle günbatımından sonra ışıklandırması ile görmeye değer! Capitol Tepesi’ne doğru çıkan yolda iseniz dönüp arkanıza bakıp bu güzel görselin tadını çıkarabilirsiniz.

Chiesa di Sant’Ignazio di Loyola
Son zamanlarda kendisini beklenen sıraların ardından aynaya para atma ve fotoğraf çekme ritüeli ile tanıyoruz. Ancak bu ritüelin oluşmasının bir sebebi var: Kubbesinde bulunan freskler ancak doğru perspektiften bakıldığında görülebiliyor.
Aynaya para atıp yansıyan ışıkla baktığınızda tüm fresklerin boyutunu ve bütünlüğünü görüp etkilenmemek mümkün olmayacaktır.
Capitol Tepesi
Roma’nın en yüksek noktalarından biri: Capitol Tepesi. Tepenin bir diğer tarafı ise hemen Roma Forumu’nun komşusu. Durum böyle olunca kuşbakışı manzaralar görmemek mümkün değil.
II. Vittorio Emanuele Abidesi
Görkemli merdivenler, dev heykeller ve mermerden kocaman bu yapı Piazza Venezia ve Capitol Tepesi arasında kalıyor. Birleşmiş İtalya Krallığı’nın ilk kralını onurlandırmak için yapılmış bu yapı gezilmesi gereken yerler arasında yer alıyor ve içeride bir müzeyi de barındırıyor.
Roma’da bunca gezilecek yer varken karar vermek ve plan yapmak günler alıyor. Bu yüzden Roma: 4 Günlük Gezi Rotası‘na bakmak kolaylık sağlayabilir.



